Merhabalar,
Bu yazıda hüzün var, ben varım, yaşadıklarım var. Şu sıralar bir çok insandan zor günler geçirdiğim büyük bir gerçek. Mutlu olmaya çalışıyor olsam bile başaramıyorum. 2013'ün son ayından itibaren biraz kötü biraz iyi giden yaşantım beni allak bullak ediyor, ne yapsam derdimi kime, nereye anlatsam diye düşünürken burası biraz yükümü hafifletir diye düşündüm, hadi gelin benim hikayemi dinleyelim.
Hayatımda en yakın üç akrabamı kaybettim. İlki fazlaca sevdiğim dedem. İlk kaybımı onunla yaşadım. Büyük hüzün, büyük sorun. İlkokul 2. sınıfa gidiyordum o zamanlar. Neyin ne olduğunu bilmiyorum yani. Her gün yolunu gözlediğim dedem hasta olmuş. Hastaneye gittik, gidemedim yanına. Ah salak ben bilmezdim ki o zaman son görüşüm olacağını. Kaybettim ben dedemi. Cenazesine bile götürmediler beni. Yıllarca rüyalarıma girdi. Yıllarca aynı yoldan bekledim onu gelecek diye. Gitme dediği parka gitmedim çocuk aklımla, rüyalarım beni korkutur hale geldi artık. Çünkü ölümü biliyordum. Çok kıskandım çocukları, dedeleri ellerinden tutup okuldan alıp, bırakıyordu. Benim dedem ise bayramlarda bir dua okumaya gittiğimiz zamanlar var oluyordu. Çok seviyorum onu keşke yanımda olsaydı. Azarını işitseydimde biraz daha yanımda kalsaydı. Yolun başında bırakmasaydı beni. Onun ardından diğer dedemde bıraktı beni. Nasıl bir hüsran siz düşünün. 1 yıl arayla tek kalmış gibi hissediyor insan.
Anneannem vardı benim şeker mi şeker, evet vardı diyorum. Çünkü artık yok. Boğazında düğümleniyor insanın her söz her yazdığı kelime. Hayır ağlamayacağım diyorsan da olmuyor ya salıver gitsin ! O hastaneden çıkacak diye çok bekledim ben ! Her gece dua ettim her gün işte eve gelirken düzelir umuduyla sordum ben nasıl diye. Hiç aklıma gelmedi öleceği. Çıkacaktı oradan saçına kına sürecektik, güldürecektim ya kuzenlerimden bahsedecektik. O gülünce dünya gülecekti. Nasıl bir umutsa benimkisi olumsuzu düşünememişim meğer. Vedalaşamadık ya en çok ona yanıyorum. Konuşamadı ya 2 ay bizimle. Helal et dedim ya hakkını etmiştir diye umut ediyorum. 5 gün sonra 1 ay olacak. Alışamadım ya ben yine ölümlere.
Onun pamuk gibi olan avucunun içini öpmeyi özlüyor insan.
Gittiğiniz yerde bekleyin bizleri, gittiğiniz yerde kavuşun özlediklerinize, acısız ve huzurlu bir yerde yaşıyor olanız umuduyla...
17 Şubat 2014 Pazartesi
15 Şubat 2014 Cumartesi
Şiir Zamanı / Ümit Yaşar Oğuzcan - Ben Senin En Çok
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni…
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni…
Bu şiiri Ceyhun Yılmaz'ın sesinden dinleyelim, devamında ise Özer Atik - Yok böyle bir şey ...
Gezdim Gördüm #2 / Galatasaray Müzesi
Merhaba arkadaşlar,
Bugün biraz gezelim ve işlerimizi halledelim dedik. Bu yüzden çıktık yola. Tam güzergahımızı sizlerle paylaşıyor olacağım ve sonrasında gittiğimiz müzeden bir kaç resim koyacağım. Şişhane/ Tünelden yürümeye başladık. Hava biraz yağmurlu olsa da Taksim her zaman güzel oluyor. İstiklal Caddesi, Taksim meydanı olarak ilerlemeye devam ettik. Tabi ki pasajlara girilmeden olmaz. İstiklal Caddesi üzerinde hemen Galatasaray Lisesi karşısında, Galatasaray'ın müzesi var gidip görmek istedik. Orada çektiğim bir kaç fotoğrafı sizlerle paylaşıyorum.
Bugün biraz gezelim ve işlerimizi halledelim dedik. Bu yüzden çıktık yola. Tam güzergahımızı sizlerle paylaşıyor olacağım ve sonrasında gittiğimiz müzeden bir kaç resim koyacağım. Şişhane/ Tünelden yürümeye başladık. Hava biraz yağmurlu olsa da Taksim her zaman güzel oluyor. İstiklal Caddesi, Taksim meydanı olarak ilerlemeye devam ettik. Tabi ki pasajlara girilmeden olmaz. İstiklal Caddesi üzerinde hemen Galatasaray Lisesi karşısında, Galatasaray'ın müzesi var gidip görmek istedik. Orada çektiğim bir kaç fotoğrafı sizlerle paylaşıyorum.
Atatürk'ün Galatasaray Lisesini ziyaretinde kahve içtiği fincan ve su bardağı,
Atatürk'ün kendi el yazısı, ne güzel değil mi :)
Eski amblem,
Koy elini kalbine Metin Oktay seninle, Metin Oktay'ın balmumu heykeli ve forması
4 katlı çok güzel bir müze Galatasaraylı olanların ve İstanbulda oturan veya gelme imkanı olanların ziyaret etmelerini tavsiye ederim. İçerisinde kupalardan tutunda Galatasaray Lisesinin ilk zamanlarda formalarına kadar her şeyin bulunduğu 4 katlı geniş bir sergi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




