Kitap Yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2016 Salı

Okudum: Ahmet Ümit - Elveda Güzel Vatanım

Merhabalar arkadaşlar,

Bugün sizlere kısa sürede okuyup bitirdiğim güzel bir yol arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. Aralık ayından beri fazlaca kitap okuma isteği makyaj ürünleri alma isteğini çiğneyip geçti doğrusu. Kitap alıp kendimi rahatlatacağımı düşündüğüm anda çok güzel bir hediye aldım malum kişiden. Oldukça düşünceli bir hediyeydi doğrusu tam da Ön siparişte bile kitaplar tükenmişken Ahmet Ümit - Elveda Güzel Vatanım benimde oldu.


Kitap Aralık ayının başlarında çıktı fakat benim elime geçmesi biraz uzun sürdüğü için bitirmem ve bloguma bu yorumu paylaşmam zaman aldı.


Kitap 558 sayfadan oluşuyor.  Orjinal fiyatı 20 TL fakat online alışveriş ile daha uygun bir fiyatla bu kitaba sahip olabilirsiniz. Ben tüm Ahmet Ümit kitaplarını beğenerek, severek, mutlulukla (evet söz konusu Ahmet Ümit ise böyle oluyorum) okuyorum. Ve herkese tavsiye ediyorum. Akıcılığı, seçtiği kelimeleri ustalığını gözler önüne serer nitelikte. 
Bu kitapta Osmanlı imparatorluğunu o dönemin aşkını, korkularını, terk edişlerini ve pişmanlıklarını bulabilirsiniz. 

Kendinizi bazen Ester'i haklı bulurken bazen de Şehşuvar'ı haklı bulurken görebilirsiniz. 
Kütüphanemin en nadide ve en güzel tekrar tekrar okuyabileceğim kitabı bu kitap okumayı sevenler biraz tarih olsun biraz aşk birazda Ahmet Ümit değsin kelimelerine diyorsanız buyurun kitap sizler için hazırlanmış.


Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı? 

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum… 
(Tanıtım Bülteninden)

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Gülsima Ağlama Ne Olursun & Yalnızca Rabbine Yönel - Kitap Yorumu

Hayat Yayınları Kitapseverleri Hayata Aşkla Dokunmaya Davet Ediyor!
Hayat Yayınları,  “Aşkla Dokun Hayata” serisi kitapları ile okuyucularını aşkın ayrılıktan kavuşmaya, hüzünden coşkuya kadar tüm duygularını taşıyan bir yolculuğa çıkarıyor.
Hayat Yayınları’nın, Aşkın tüm renklerini kapsayan "Aşkla Dokun Hayata”  serisinin kitapları ''Aşk-ı lal'' - ''Elifname'' - ''Herşeyi Allahtan İste'' - ''Aşk-ı Leyla'' - "Bana Aşkımızı Anlat” – “Aşk-ı Rana" “Yalnızca Rabbine Yönel” ve "Gülsima Ağlama Ne Olursun" çıktı. Ben şimdilik 2 tanesini okudum sanırım diğerlerini de alacağım...
Aşk, insanoğlunun kalbinde hala şarkılarını söylemeye devam ediyor.  Siz de Hayata Aşkla Dokunmaya Var mısınız?

GÜLSİMA AĞLAMA NE OLURSUN


Gülsima Ağlama Ne Olursun

Tanıtım;

Kadim sevdaların son emanetçisi, efsanevi âşıkların sonuncusu…
Uzlethanesinde kırk asırlık çilesi hiç dolmayan, bir lokma, bir hırkayla ömür törpüleyen bir derviş…
Hasretin beşiğinde tüm varlığı derd-i aşkla kundaklanmış bir çocuk…
Kadim sevdaların son emanetçisi…  Efsanevî âşıkların son mirasçısı…
Ömrü, ikindiden akşama doğru akıp giden bir günün son demleri…
Mirza…  Ve aşkı Gülsima...
“Gülsima Ağlama Ne Olursun” baştan sona şiir gibi akan cümlelerle örülmüş bir aşk ve arayış romanı…
Romanın başkahramanı Mirza’nın öyküsünde aşkı, ayrılığı, vuslatı ve insanı bulacağınız, bunların da ötesinde her satırında mutlaka ‘kendinizi’ okuyacağınız bir ayna…


* Aşk, Aşk ! diye atmıyorsa bir yürek, insanın göğsünde yük değil de nedir ?

Gülsima Ağlama Ne Olursun romanında aşkı, hasreti, ayrılığı kısacası yaşanabilecek tüm hisleri bulabileceksiniz. Belki kendinizi okuyacağınız bir dizi satır bulacaksınız bu kitapta belki de her satırında iç çekeceksiniz. Sizi uzun soluklu yolculuklara çıkaracağı oldukça belli..

Büyük sevdalar hep mutsuzluğuda barındırır içerisinde Mirza ve Gülsima'nın aşkı da aynı böyleydi. Mutluluk, sevgi, aşk onlarında hakkıydı, araya vuslat girdi, vuslata ayrılık karıştı ömre keder..

Aslında bu tür kitapları pek fazla okumuyordum fakat şu sıralar farklı türlere yönelim içerisindeyim. Oldukça duygusal olan bu kitap bence sürükleyici ve her satırında birilernin yaşantısını bulabileceğiniz türden,

Yalnızca Rabbine Yönel

Tanıtım;

"Yalnızca Rabbine Yönel"

Kendini dünya cenderesine kaptırmış insanlara huzurun adresini gösteriyor.

Bilinenin arka perdesindeki bilinmeyeni keşfediyordum. Ona varmak sürecindeki yol, benim yegâne hikmetimdir, şaşkınlığımdaki aşkımdır, ayaklarımdaki kuvvettir, tahayyülümdeki yıldızlardır, bağrımdaki en kızıl, en alev, en can yakan ateştir.

Birikiyordu demlendiğim her insandaki kıssalarım, hikâyelerim, anılarım. Göz göre göre şahit olduğum trajediler, sol yanımda kesik, yitik, yetim ve öksüz izler bırakıyordu. Hepsini kederim gibi görüyordum.

Usul usul olgunlaşıyordum: Ve 'OL'uyordum. Karşılaştığım dramatik olayların üstesinden gelmek öyle zor gelmiyordu bana artık. Yeşerdiğim "hayat ağacı" vakti geldiğinde meyvelerini vermekten sakınmıyordu. Hak ettiğim gibiydi her şey!
(Tanıtım Bülteninden)

Bir önce bahsettiğim Gülsima Ağlama Ne Olursun kitabından sonra hemen Yalnızca Rabbine Yönel eserine geçiş yaptım. Doğrusu duygusal türden bir roman daha önce çok okumuştum fakat bu tür bir kitap okumamıştım. Evet insanın ilk zamanlarda bir çekincesi oluyor fakat sizi sıkmadan okuyabileceğiniz bir kitap olduğu sürece yazılan her kelamın bir anlamı oluyor. Her kelam canlanıyor, can-ı ciger oluyorsunuz adeta..

Rabbinin adını an ve tüm benliğinle O'na yönel(Müezzemmil,8)

Farklı duygulara karışalım, uzun soluklu okuyalım bu kitabı gerçekten rahatlattığını düşünüyorum. Güzel bir gülümseyişle bitirdim kitabı bir kaç arkadaşıma da bu tür okuyan tavsiye ettim bence severseniz düşünün derim...

Sevgiler,
Hazal