Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2017 Pazartesi

DAN BROWN’IN YENİ ROMANI ‘BAŞLANGI’ YARIN RAFLARDA!

DAN BROWN’IN YENİ ROMANI ‘BAŞLANGI’ YARIN RAFLARDA!
Dan Brown’ın tüm dünyada merakla beklenen yeni romanı Başlangıç 3 Ekim Salı günü Altın Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini alıyor. 13 ülkede aynı anda yayımlanacak romanı saat farkıyla ilk okuyan, Türkiye’deki okurlar olacak!
Sanat eserlerini, şifreleri ve sembolleri büyük bir titizlikle araştırarak Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar, Dijital Kale, İhanet Noktası, Kayıp Sembol ve Cehennem gibi tüm dünyada fırtınalar koparan eserleri yaratan Dan Brown, Başlangıç ile bu sefer de insanlığı yüzyıllardır meşgul eden o büyük bilinmezi sorguluyor: 
“Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?”
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kim olursan ol, neye inanırsan inan, 
Çok yakında her şey değişecek...
Genç adam, aniden üç büyük dinin temsilcilerine döndü. “Şaşırtıcı bulacağınızı tahmin ettiğim bilimsel bir buluşum sebebiyle bugün buradayım. İnsanlık deneyimimizin en temel iki sorusuna cevap bulma ümidi ile yıllardır peşinden koşuyordum. Bu bilginin tüm inananları derinden etkileyeceğinden eminim. Nasıl desem, ‘yıkıcı’ diye tanımlanabilecek bir değişikliğe sebep olabilir. Birazdan görecekleriniz, dünyayla paylaşmayı umduğum sunumun kaba bir kesiti. Fakat bunu yapmadan önce dünyanın en etkili din adamlarına danışmak, en çok etkilenecek kişilerce nasıl algılanacağını öğrenmek istedim.” Piskopos, haham ve ulema birbirlerine baktılar, sıkılmış görünüyorlardı. Piskopos, “İlginç bir girizgâh Bay Kirsch. Bize gösterecekleriniz dünya dinlerinin temelini sarsacakmış gibi konuşuyorsunuz," dedi. Genç adam kutsal metinlerin saklandığı bu eski mahzende etrafına baktı. Temellerini sarsmayacak, yıkacak, diye düşündü. Din adamları üç gün içinde bu sunumu bir etkinlikle insanlara duyuracağını bilmiyorlardı. Bunu yaptığında tüm insanlar, dini öğretilerin gerçekten de ortak bir noktası bulunduğunu anlayacaklardı: Hepsinin tümden yanlış olduğunu...

25 Ağustos 2017 Cuma

Pena Yayınları tarafından yayımlanan “Her şey” romanı beyazperdede!

 
Pena Yayınları tarafından yayımlanan “Her şey” romanı beyazperdede!
 
Geçtiğimiz yıl Pena Yayınları tarafından yayımlanan Nicola Yoon’un New York Times Çoksatan kitaplar arasında yer alan “Her şey” kitabı aynı isimle filme uyarlandı.
Film, 11 Ağustos’ta vizyona girerken, kitabın kapağı ise filmin orijinal afişiyle yenilendi.
Nicola Yoon’un şefkatli, yaratıcı ve mükemmel anlatımıyla; güçlü bir aşk üzerine kurulu olağanüstü ilk romanı “Her şey” geçtiğimiz yılın en çok satanları arasında yer almış ve şaşırtan sonuyla birçok kitap eleştirmeninden tam not görmüştü. Nicola Yoon'un aynı adlı romandan uyarlanan film ise Stella Meghie imzası taşıyor.

 
 
“Her şey” geçirdiği bir hastalık nedeniyle olağanüstü korunan akıllı, meraklı ve yaratıcı 18 yaşındaki Maddy ve Olly’nin acı, tatlı ve cesur inanılmaz aşk hikâyesini konu alıyor. Herkesin kitaplığında arşiv niteliğinde yer alması gereken roman, filmin orjinal afişinden yeni kapağıyla 11 Ağustos’tan itibaren Pena Yayınları tarafından yeniden raflarda yerini alacak.

Yazar Hakkında
New York Times çoksatan romanı Her Şey’in yazarıdır. Jamaika ve Brooklyn’de büyüyen yazar Los Angles’ta ailesiyle yaşamaktadır. Bir anda aşık olup aşkınıza sonsuza kadar tutunabileceğinize gönülden inanan bir romantiktir.

25 Ekim 2016 Salı

Harry Potter ve Lanetli Çocuk - Harry Potter and the Cursed Child



Merhabalar,




Harry Potter ve Lanetli Çocuk


Merakla beklediğimiz Harry Potter and the Cursed Child kitabı Türkçe diline çevrildi. Kasım 2 tarihinde satışlarına başlanacak olduğu bütün online kitap sitelerinde yer alıyor.


Küçük bir fiyat analizi gerçekleştirdim. Babil.com, Dr.com ve okuoku.com sitelerine baktığımda hepsinde %20-30 civarında bir indirimle okurlarla buluşturdukları görünüyor.


Dr.com fiyatı: 16,72
Babil.com ve okuoku.com fiyatı : 15,40


Bu sitelerin kargo fiyatları ise 3-5 TL arasında değişiyor. 3 siteninde güvenilir olduğunu düşünüyorum ve online alışverişlerimi bu sitelerden yapıyorum.


Ek olarak okuoku.com sitesinde kapıda ödeme imkanını kullanabilirsiniz,






Sekizinci Hikâye. On Dokuz Yıl Sonra...
Harry ait olduğu yerde durmayı reddeden bir geçmişle boğuşurken, en küçük oğlu Albus da istemediği bir aile mirasının yükünü omuzlarında taşımakta zorlanır. Geçmişle gelecek uğursuzca iç içe geçerken hem baba hem oğul tedirgin edici bir gerçeği, bazen karanlığın beklenmedik yerlerden geldiğini öğrenir.

"Harry Potter ve Lanetli Çocuk", J.K. Rowling, John Tiffany ve Jack Thorne'a ait yeni bir özgün hikâyeden yola çıkarak Jack Thorne'un yazdığı yeni bir oyun. Bu oyun sadece sekizinci Harry Potter hikâyesi değil, aynı zamanda tescilli olarak sahneye koyulan ilk Harry Potter hikâyesi. 30 Temmuz 2016'da Londra West End'de gerçekleşen prömiyerin hemen ardından Sahne Metni Özel Baskısı, dünyanın dört bir yanındaki okuyucuları Harry Potter, arkadaşları ve ailesinin devam eden yolculuğuyla buluşturuyor.
(Tanıtım Bülteninden)


Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

20 Eylül 2016 Salı

Okudum: Trendeki Kız (The Girl on The Train) - Paula Hawkins

Merhabalar arkadaşlar






Bugün sizlere geçenlerde okuyup, bitirdiğim kitap hakkında yorumlar yazacağım. İsminde ve kapağında bir albeniliği olan Trendeki Kız kitabını D&R'dan oldukça uygun bir fiyata satın alıp, yaz tatilimi kitap okuyarak geçirmek istedim. Tüm seçtiğim kitapların doğru seçim olduğunu gerçekten hissettim. Şimdi gelin yakın zamanda filmi de çıkacak olan kitaptan bahsedelim






Asıl adı "The Girl On The Train" olan ve yazarı Paula Hawkins olan bu kitabın türü Gizem ve Gerilim'i bir arada bulunduruyor. Yaklaşık 360 sayfa olan bu kitabı elinizden bırakamayacağınızı düşünüyorum bu nedenle hızlı bir bitiş olacaktır.


Kitap genel olarak merak ettiriyor, şaşırtıyor.  Aslında bir yerde durgunlaşan romanı elinizden düşürmemenizi sağlayan şey sizi ters köşe yapıyor olması. Durum hakkında yorumlar yaptıkca ana karakter Rachel farklı bir olay örgüsünün içerisine girip sizi şaşırtabiliyor. Gerilim çok fazla var mı derseniz. Diğer okuduğum romanlara kıyasla çok olduğunu düşünmüyorum. Ya da ben yapılan yorumlarla daha fazla bir beklenti içerisine girmiş olabilirim.


Rachel her  gün aynı trenle aynı yolu gidip gelirken dışarıda gördüğü kişiler ve objelerle bağ kurmaya ve hikayeler oluşturmaya başlıyor. Ve bir anda olayların içerisinde kendisini buluyor. Kesinlikle tercih edilebilir bir kitap olduğunu savunuyorum. Yakın zamanda çıkacak olan filmini de merakle


--Arka Kapak--


Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.
"Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!" -S.J. Watson-
"Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock'u." -Terry Hayes-
"Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman." -Lisa Gardner-
"Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!" -Publishers Weekly-
"Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar." -Kirkus-
"Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor." -Entertainment Weekly-

19 Ocak 2016 Salı

Okudum: Ahmet Ümit - Elveda Güzel Vatanım

Merhabalar arkadaşlar,

Bugün sizlere kısa sürede okuyup bitirdiğim güzel bir yol arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. Aralık ayından beri fazlaca kitap okuma isteği makyaj ürünleri alma isteğini çiğneyip geçti doğrusu. Kitap alıp kendimi rahatlatacağımı düşündüğüm anda çok güzel bir hediye aldım malum kişiden. Oldukça düşünceli bir hediyeydi doğrusu tam da Ön siparişte bile kitaplar tükenmişken Ahmet Ümit - Elveda Güzel Vatanım benimde oldu.


Kitap Aralık ayının başlarında çıktı fakat benim elime geçmesi biraz uzun sürdüğü için bitirmem ve bloguma bu yorumu paylaşmam zaman aldı.


Kitap 558 sayfadan oluşuyor.  Orjinal fiyatı 20 TL fakat online alışveriş ile daha uygun bir fiyatla bu kitaba sahip olabilirsiniz. Ben tüm Ahmet Ümit kitaplarını beğenerek, severek, mutlulukla (evet söz konusu Ahmet Ümit ise böyle oluyorum) okuyorum. Ve herkese tavsiye ediyorum. Akıcılığı, seçtiği kelimeleri ustalığını gözler önüne serer nitelikte. 
Bu kitapta Osmanlı imparatorluğunu o dönemin aşkını, korkularını, terk edişlerini ve pişmanlıklarını bulabilirsiniz. 

Kendinizi bazen Ester'i haklı bulurken bazen de Şehşuvar'ı haklı bulurken görebilirsiniz. 
Kütüphanemin en nadide ve en güzel tekrar tekrar okuyabileceğim kitabı bu kitap okumayı sevenler biraz tarih olsun biraz aşk birazda Ahmet Ümit değsin kelimelerine diyorsanız buyurun kitap sizler için hazırlanmış.


Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı? 

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum… 
(Tanıtım Bülteninden)

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Gülsima Ağlama Ne Olursun & Yalnızca Rabbine Yönel - Kitap Yorumu

Hayat Yayınları Kitapseverleri Hayata Aşkla Dokunmaya Davet Ediyor!
Hayat Yayınları,  “Aşkla Dokun Hayata” serisi kitapları ile okuyucularını aşkın ayrılıktan kavuşmaya, hüzünden coşkuya kadar tüm duygularını taşıyan bir yolculuğa çıkarıyor.
Hayat Yayınları’nın, Aşkın tüm renklerini kapsayan "Aşkla Dokun Hayata”  serisinin kitapları ''Aşk-ı lal'' - ''Elifname'' - ''Herşeyi Allahtan İste'' - ''Aşk-ı Leyla'' - "Bana Aşkımızı Anlat” – “Aşk-ı Rana" “Yalnızca Rabbine Yönel” ve "Gülsima Ağlama Ne Olursun" çıktı. Ben şimdilik 2 tanesini okudum sanırım diğerlerini de alacağım...
Aşk, insanoğlunun kalbinde hala şarkılarını söylemeye devam ediyor.  Siz de Hayata Aşkla Dokunmaya Var mısınız?

GÜLSİMA AĞLAMA NE OLURSUN


Gülsima Ağlama Ne Olursun

Tanıtım;

Kadim sevdaların son emanetçisi, efsanevi âşıkların sonuncusu…
Uzlethanesinde kırk asırlık çilesi hiç dolmayan, bir lokma, bir hırkayla ömür törpüleyen bir derviş…
Hasretin beşiğinde tüm varlığı derd-i aşkla kundaklanmış bir çocuk…
Kadim sevdaların son emanetçisi…  Efsanevî âşıkların son mirasçısı…
Ömrü, ikindiden akşama doğru akıp giden bir günün son demleri…
Mirza…  Ve aşkı Gülsima...
“Gülsima Ağlama Ne Olursun” baştan sona şiir gibi akan cümlelerle örülmüş bir aşk ve arayış romanı…
Romanın başkahramanı Mirza’nın öyküsünde aşkı, ayrılığı, vuslatı ve insanı bulacağınız, bunların da ötesinde her satırında mutlaka ‘kendinizi’ okuyacağınız bir ayna…


* Aşk, Aşk ! diye atmıyorsa bir yürek, insanın göğsünde yük değil de nedir ?

Gülsima Ağlama Ne Olursun romanında aşkı, hasreti, ayrılığı kısacası yaşanabilecek tüm hisleri bulabileceksiniz. Belki kendinizi okuyacağınız bir dizi satır bulacaksınız bu kitapta belki de her satırında iç çekeceksiniz. Sizi uzun soluklu yolculuklara çıkaracağı oldukça belli..

Büyük sevdalar hep mutsuzluğuda barındırır içerisinde Mirza ve Gülsima'nın aşkı da aynı böyleydi. Mutluluk, sevgi, aşk onlarında hakkıydı, araya vuslat girdi, vuslata ayrılık karıştı ömre keder..

Aslında bu tür kitapları pek fazla okumuyordum fakat şu sıralar farklı türlere yönelim içerisindeyim. Oldukça duygusal olan bu kitap bence sürükleyici ve her satırında birilernin yaşantısını bulabileceğiniz türden,

Yalnızca Rabbine Yönel

Tanıtım;

"Yalnızca Rabbine Yönel"

Kendini dünya cenderesine kaptırmış insanlara huzurun adresini gösteriyor.

Bilinenin arka perdesindeki bilinmeyeni keşfediyordum. Ona varmak sürecindeki yol, benim yegâne hikmetimdir, şaşkınlığımdaki aşkımdır, ayaklarımdaki kuvvettir, tahayyülümdeki yıldızlardır, bağrımdaki en kızıl, en alev, en can yakan ateştir.

Birikiyordu demlendiğim her insandaki kıssalarım, hikâyelerim, anılarım. Göz göre göre şahit olduğum trajediler, sol yanımda kesik, yitik, yetim ve öksüz izler bırakıyordu. Hepsini kederim gibi görüyordum.

Usul usul olgunlaşıyordum: Ve 'OL'uyordum. Karşılaştığım dramatik olayların üstesinden gelmek öyle zor gelmiyordu bana artık. Yeşerdiğim "hayat ağacı" vakti geldiğinde meyvelerini vermekten sakınmıyordu. Hak ettiğim gibiydi her şey!
(Tanıtım Bülteninden)

Bir önce bahsettiğim Gülsima Ağlama Ne Olursun kitabından sonra hemen Yalnızca Rabbine Yönel eserine geçiş yaptım. Doğrusu duygusal türden bir roman daha önce çok okumuştum fakat bu tür bir kitap okumamıştım. Evet insanın ilk zamanlarda bir çekincesi oluyor fakat sizi sıkmadan okuyabileceğiniz bir kitap olduğu sürece yazılan her kelamın bir anlamı oluyor. Her kelam canlanıyor, can-ı ciger oluyorsunuz adeta..

Rabbinin adını an ve tüm benliğinle O'na yönel(Müezzemmil,8)

Farklı duygulara karışalım, uzun soluklu okuyalım bu kitabı gerçekten rahatlattığını düşünüyorum. Güzel bir gülümseyişle bitirdim kitabı bir kaç arkadaşıma da bu tür okuyan tavsiye ettim bence severseniz düşünün derim...

Sevgiler,
Hazal

11 Mart 2015 Çarşamba

OKUDUM: Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı

Merhabalar arkadaşlar,


Uzun süredir sizlere yazmıyordum. Özledim ! Evet kendime itiraf etmem gerekiyor ki yazmadığım her süre zarfında burası aklımdaydı, o zaman Hazal is coming ! diyelim ve hızla bir giriş yapalım.

Ne kadar uzun süredir boş vaktim olmasa bile kitap okumayı asla aksatmamaya çalışıyorum. Yeni aldığım ve dün bitirdiğim bir kitap olan Oğuz Atay'ın Bir Bilim Adamının Romanı adlı eserini sizlerle tanıştırmak isterim. Oğuz Atay tarzı bir yazım dili, biyografik bir roman ve yazarımızın kendi hocası olan Prof Dr. Mustafa İnan birleşirse neler çıkar bu romanda bulabilirsiniz.

Benim için bu tür bir roman okumak büyük radikal kararlardan biriydi aslında. Oğuz Atay'ın yazımından hoşlanıyorsanız sizin için su gibi akıp gidecek türden bir kitap olabilir. Fakat benim bu türden okuduğum ilk kitap olması biraz durumu yavaşlattı diyebilirim.



Tanıtım Bülteninden;
Türkiye'de pek benimsenmemiş bir dalda, biyografik roman türünde, Oğuz Atay'ın kendine özgü üslubu ve kurgusuyla, kendi hocası da olan Prof. Mustafa İnan'ı anlatışı. Atay'ın hedefi, bir halk çocuğunun uluslararası ün sahibi bir bilim adamı oluşunun zorlu macerasını sergilemek. Bunun yanısıra, Oğuz Atay'ın toplumsal eleştiri kalıplarını zorlayışını da izliyoruz. Elinizdeki kitapta, Prof. Mustafa İnan'ın hayatından kesitler veren bir de fotoğraf albümü yeralıyor.

Sayfa Sayısı: 204

Sevgilerle,

25 Ocak 2015 Pazar

Albert Camus - Veba

Merhabalar arkadaşlar,

2015'in biten kitaplarından biri olan Albert Camus - Veda kitabını sizlere tanıtmak istiyorum. Sanırım ilk defa böyle bir kitap okudum. Hem az sayfalı hem de polisiye gibi heyecanlı konuları bir kenara bıraktım.



Camus adı çoğu okur için Yabancı romanıyla özdeşleşir. Ancak yazarın en önemli yapıtı aslında "Veba"dır. Keskin bir gözlem gücünün desteklediği arı bir bilinçle Veba, yalnızca çağımızın değil, tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: Felaketin yazgıya dönüşmesi. Camus'nün hiçbir yapıtında böyle acı bir yazgı, böylesine şiirsel bir dille ele alınmamıştır. "Veba", insanın ve ışığın şiiridir. Bu şiirde renkler alabildiğine koyu, ancak yazarın sesi o denli umut doludur. Beklenmedik bir boyuta ulaşan veba salgını tüm Oranlıları ilkin umutsuzluğa boğar, ardından Doktor Rieux, Tarron ve Grand'ın gösterdikleri dayanışma örneği, başta yetkililer olmak üzere herkese bir güç ve umut kaynağı olur.

Çeviren: Nedret Tanyolaç Öztokat
Yayın Yılı: 2014
303 sayfa

Dili: TÜRKÇE

Ben bu kitabı çok sevdim ve kütüphanemde en değerli olarak gördüğüm köşeme koydum. Sanırım bu tür klasik kitapları daha çok okuyacağım, bana tavsiye edebileceğiniz kitaplar varsa lütfen yorum olarak bırakın :)


6 Ocak 2015 Salı

Mehmet Ali Bulut - Elfabe

Merhabalar arkadaşlar,

Bugün sizlere güzel ve benim okuduğum kitaplardan farklı bir eser paylaşımı yapacağım. Böyle konuları seven okuyucularım için bulunmaz hint kumaşı olduğunun farkındayım.

Yazarımız Mehmet Ali Bulut 1954 yılında dünyaya gelmiş ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları bölümünden mezun olmuştur. Ruhun Şifresi, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Can Boğazdan Çıkar Kan gruplarına göre beslenme ve Sofra Başı Sağlık isimlerinde eserleride bulunmaktadır.

Bu eserlerinin haricinde bugün Elfabe kitabını ele alıyoruz. Hayat Yayınları tarafından 2014 yılında basılan Elfabe içerik bakımından farklı ve ilgi çeken konuları konu edinmiştir. Gerçekten benim okurken oldukça fazla ilgimi çekti.

Bu kitabı size tam anlamıyla özetleyemeyeceğimin farkındayım bunun nedeni ise kitabın içerisinde geçen bu uyarı " Önce bu kitapta yazılanları bir bir okuyun. Her şeyi bir günde veya bir haftada öğrenmeye kalkışmayın. Böyle bir yaklaşım hevesinizi kırar.", Böyle bir uyarıyı ilk defa gördüğümden garipseyip okumaya devam ettim beni ise bu kitabın içerisine sürükleyen şu cümle oldu "Bu kitabı okurken yeni bir dil öğrendiğinizi farz edin." Farklı olduğu her halinden belliydi.

Daha önce ellerinizi incelediniz mi ? Yani detaylı incelediniz mi ? Ellerinizin şekillerinin bile sizin karakteriniz ile bir bağlantısı var. Peki renginiz ? Örneğin elinizin beyaz olması yumuşak ve ince yapılı bir karakteri işaret etmekte. Tırnaklarınız, Parmaklarınız aklınıza gelen her şekli, her ince ayrıntısı karakterinizi inşaa etmekte.

Düşününki sizi sizden iyi bilen biri var karşınızda ve yahut düşünün ki karşınızdaki insanı şıp diye çözüyorsunuz. Büyük bir güç ile değil bilgiyle, görmeyle alakalı bir durumdur. Karakter analizinizi elinizin şeklini, avuç içinizin çizgilerini vb. gibi birçok konuyu Elfabe ile yakından inceleybilirsiniz. Yapmanız gereken sadece inceleyerek, deneyerek ve isteyerek okumak olacaktır.

25 Aralık 2014 Perşembe

Abim Deniz - Can Dündar

Merhabalar arkadaşlar,

Bugün sizlere güzel bir kitabın tanıtımını yapmak istiyorum. Başlıktanda anlayacağınız gibi bugünün kitabı "Abim Deniz". Can Dündar'ın kaleme aldığı sevgili "Deniz Gezmiş'in" kardeşi "Hamdi Gezmiş"'in anlattığı güzel bir kitap.

Bu soğuk günlerde kahvenizi alıp, bu güzel kitabıda yanınıza alarak güzel bir haftasonu geçirebilirsiniz.Deniz Gezmiş'i tanıyacaksınız. Hala akıllardan çıkmayan her seferinde ilk akla gelen kişiyi. Güldüğünü okuyacaksınız, durgun hallerini. Deniz'den izler bulacaksınız.

Ve bugüne kadar görmediklerinizi görecek, duymadıklarınızı okuyacaksınız. Can Dündar yine harikalar yaratmış



"Bu kitapta Deniz'in durgun, fırtınalı, eğlenceli, dalgalı hallerini ve yer yer derinliklerini bulacaksınız. Neden bugün hâlâ on binlerce çocuğun adında yaşadığını, her kesim tarafından sevilip sayıldığını, ölüm yıldönümlerinde nasıl olup da her yıl biraz daha büyüyen kalabalıklar toplandığını, her direnişte, her mitingde isminin niçin ısrarla anıldığını, neden Gezi Direnişi patladığında AKM'nin en görünür yerine onun posterinin asıldığını daha iyi anlayacaksınız."

Bugüne kadar özenle saklanan fotoğraflar, mektuplar ve belgeler, Can Dündar'ın deneyimli gazeteciliği ve Deniz'in yıllarca sessiz kalan kardeşi Hamdi Gezmiş'in tanıklığıyla birlikte ilk defa bu kitapta gün yüzüne çıkıyor. Devrim ideali peşinde fedakârca koşturmuş bir kuşağı ve dönemin siyasi atmosferini ortaya koyan Abim Deniz Denizlerin "onurlu ve cesur" duruşlarına içten bir selam…
(Tanıtım Bülteninden)

28 Ekim 2014 Salı

Gillian Flynn - Karanlık Yerler

Selamlar canlarım,

Uzun süredir bir kitap alma isteğim vardı fakat nasıl bir kitap alsam ne zaman alsam, nereden alsam gibi saçma düşünceler benim kitap aşkımı resmen baltalıyordu. Geçen günlerde Migros'a gittim tüm Migroslarda  var mı bilmiyorum fakat gittiğimde ucuz kitapların olduğu bir alan gördüm ve hemen incelemeye başladım. En farklı gelen kitaplardan biri bu kitaptı sanırım ve ücretide sadece 5 TL olduğundan hemen kapmak istedim ben kitabın dilini, kurgusunu beğendim hatta sanırım şu anlarda vizyonda olan yazarın diğer kitabından esinlenerek yazılmış olan "Kayıp Kız" kitabınıda en yakın zamanda alıp okuyacağım.

Size detaylı bilgi vermek istemiyorum. Neden mi ? Çünkü bu kitabın gerilim romanları seven kişilerce bence alınıp okunması gerekiyor. Gerçekten güzel :) Eğer okuyacak kitap arıyorsanız bence kaçırmayın

karanlik-yerler-gillian-flynn


İçimde gerçek bir organ gibi yer kaplayan sinsi bir kötülük var.

Libby Day'in annesi ve iki kız kardeşi Kansas Kinnakee'de

“Şeytana Kurban” edilmişti. Cinayetin ardından bir tek minik Libby hayatta kalırken ağabeyi Ben'se hapsi boyladı. Üstelik onu hapse gönderen, sevgili kız kardeşi Libby'ydi!

Yirmi dört yıl sonra Cinayet Kulübü adında, kötü şöhretli suçları

takıntı haline getirmiş tuhaf bir gizli topluluk, Libby'nin peşine düştü. Tek amaçları Ben'i özgürlüğüne kavuşturmaktı. Parasızlıkla

boğuşan Libby, trajik geçmişinden fayda sağlamak için

akıl almaz bir plan yaptı...

Libby planı dahilinde araştırmalara başladıktan sonra Missouri'nin striptiz kulüplerinden Oklahoma'nın terk edilmiş turistik şehirlerine savrulacaktı. Tahmin edilmesi olanaksız gerçekler adım adım su yüzüne çıkarken, Libby kendini

yine başladığı noktada bulacaktı.

Katilden kaçtığı yerde.

1 Ekim 2014 Çarşamba

John Green - İlk Aşk


John Green'in New York Times Bestseller kitaplarından biri olan "İlk Aşk" okuyucularına farklı bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. Eğlenceli ve aşkın geçtiği bu romanı ben geçtiğimiz aylarda okumuşturm.
 
Daha önce böyle farklı tasarımları biraz çocuksu bulurdum fakat John Green'in kalemi beni bu kitabı almaya mecbur bıraktı diyebilirim. Konusu ise çok garip çıktığı tüm kızların ismi Katherine olan üstün zekalı bir çocuk romanımızın asıl karakteri. Kitap beklendiği üzere aşk, duygusallıktan çok gülmenizi hedefliyor diyebilirim. Güldüğünüz konuların saçmalığından bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız.


 
(Tanıtım Bülteninden)
 
Konu ilişkiler oldu mu, Colin Singleton'ın tipi Katherine isimli kızlar… Ve konu Katherine isimli kızlar oldu mu, Colin her seferinde terk ediliyor. Tam sayı vermek gerekirse, on dokuz kere. Bir yol macerasına atılan, evden kilometrelerce uzaktaki bu anagram âşığı, hali harap, üstün zekâlı gencin cebinde on bin dolar, peşinde kana susamış bir yaban domuzu ve hemen yanında televizyon bağımlısı, şişman dostu vardır… Ama bir tane bile Katherine yoktur. Yarattığı formülle tüm romantik ilişkilerin geleceğini hesaplamayı uman Colin, Katherine Öngörülebilirliği Teoremi'ni ispatlamak için debelenmekte, tüm Terk Edilenler'in öcünü almanın ve sonunda kızı kapmanın peşindedir. Aşk, dostluk ve ölü bir Avusturya-Macaristan arşidükü, insanın kendisini yeniden keşfetmesini konu alan bu çok katmanlı romana şaşırtıcı bir son ve sıcacık bir yön katıyor.

"Green, bıçak gibi keskin ve zekâ dolu bir başka öykü daha kaleme almış. Komik sayfalarda karşımıza kâh müthiş keyif veren toy ve gösterişçi karakterler, kâh entelektüel bir üslup çıkıyor."
-Booklist-

"Kahkaha attıracak kadar komik… Kendisinden önce gelen pek çok Amerikan yapımı yol öyküsüne hem bir övgü hem de bir taşlama."
-The Horn Book-

"Her detay göz önünde bulundurulmuş, hikâye zarafet ve kaçınılmaz bir devinimle akıp gidiyor."
-New York Times Book Review-

"Diyaloglarla birlikte şiir gibi akıp giden konu yabancı diller, denklemler ve detaylı dipnotlarla canlanıyor. Romantizm, matematik ya da basitçe iyi bir hikâye okumak isteyen herkesin ilgisini çekecek."
-VOYA-

"Bu komik roman üslup açısından Alaska'nın Peşinde ve Aynı Yıldızın Altında'dan ayrılsa da zekice kurulmuş diyaloglar ve merak uyandıran karakterleriyle ortak bir paydada buluşuyorlar."
-Kliatt-

"Romantizm dolu, hüzünlü ve dokunaklı sahnelerden ironik ve eğlenceli üsluba, matematikle harmanlanmış, her şey dâhil bir öykü. Keyifli, gerçekten karmaşık ve müthiş eğlenceli."
-Kirkus Reviews-

17 Eylül 2014 Çarşamba

Sabahattin Ali -Kürk Mantolu Madonna

Merhabalar arkadaşlar,

Sıkıntılı bir Çarşamba gününden merhabalar. Umarım iyisinizdir. Çünkü benim moralimde, günümde kötü geçiyor ne yazık ki :)

Neyse kötü düşüncelerle sizi olumsuza sürüklemeden. Kesinlikle okunması gereken bir kitaptan bahsediyor olacağım.

Kocan Kadar Konuş kitabını okuduktan sonra eğer okumazsam ayıp olur dediğim Sabahattin Ali'nin kitabını hemen gidip aldım. Aslında listemde öncelikli çok kitap vardı ama yazar öve öve bitirememişti bu kitabı almasak olmazdı.

Okudum. 1,5 günümü aldı kitabın bitmesi. Detaylı okudum hissettim. Çok güzeldi. Anlattığı konu insanı kendine çekiyor ve bence rahatlatıyordu. Aşkın, imkansızlığın, hasretin tüm izlerini bulabilirsiniz bu kitapta...

Kürk Mantolu Madonna 

Tanıtım Bülteninden

"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

8 Eylül 2014 Pazartesi

Konuk Yazar #6 / Hanesüs - Debbie Macomber- Küçük Mucizeler Dükkanı

Tatlı arkadaşımın blogunu lütfen takip ediniz, güzel paylaşımları ve devam eden bir çekilişi var. Konuk yazar olduğu için kendisine çok teşekkür ediyorum :*
 
------
 
İnsanların tanışması için illa ki yüz yüze olmasına gerek olmadığını düşünüyorum. İnsanlar bir şekilde tanışır arkadaş olurlar.
Bende Hazal'ı bir şekilde tanıdım :) Tanıdığım için de gerçekten çok mutlu oldum :)
Blogunda konuk yazarım olmak ister misiniz yazısını görünce neden olmasın dedim :)
Öncelikle beni konuk ettiğin çook çook teşekkür ederim :)
 
Hemen hemen herkesin okuduğu hakkında iç aşağı beş yukarı fikir sahibi olduğu ve benim de okuduğum "Küçük Mucizeler Dükkanı" isimli kitaptan bahsedeceğim.
Kitapta birbirlerinden bağımsız hayatları olan daha önce birbirlerini tanımayan dört kadının hayatlarından kesitlere yer verilmiş.
 
 
 
Aslında bu dört kadın hayatımızda her zaman rastlayabileceğimiz kendimizle özdeşleştirebileceğimiz karakterler.
 
Bunlardan ilki ve Bir Yumak Mutluluk Dükkanı'nın sahibesi Lydia Hoffman
Çoğumuzun adını bir defa bile duyduğumuzda korktuğu kanseri iki defa yenmiştir Lydia.
İlk hastalığıyla göz muayenesine gittiğinde tesadüfen tanışmış ve o sancılı süreç başlamıştır. Her şeyin bittiğini düşündüğü anda ise beynindeki tümörün tekrar büyüdüğünü öğrenmiştir. Bu mücadelesini ise "Kanserle mücadelemin ikisinden sağ çıktım. Yaşadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim." diye anlatıyor kitapta.
 Sizinle tanıştıracağım kişi ise Jacqueline Donovan. Her mükemmel görünen hayatın içinde problemlerin en büyüğünün var olabileceğinin kanıtı. Oğlu Paul onaylamadığı bir kişi ile evlenmiş hem de gelini Tammie Lee evlendikten hemen sonra hamile kalmıştır. Onları kabul etmediği içinse kocası Reese ile arasında var olan sorunlar daha da artmıştır. Onu bizim mucizeler dükkanımıza getiren neden ise bambaşkadır. Paul ona iyi bir babaanne olamayacağını söylemiş ve o da buna çok fazla içerlemiştir.
 
Herkesin hayatta ulaşmak istediği bir hedefi vardır. Kimimizin hedefleri Kaf dağının arkasındaymış gibi uzak ve ulaşılmazdır. Bazılarımızın ise çocuk sahibi olmak isteyecek kadar basittir. Carol Girard'da anneliği kendisine hedef seçerken bu kadar zor olacağını düşünmemiştir sanırım.
 Anne olmak söylerken bu kadar kolayken acaba Carol anne olmayı başarabilecek midir? Hayatta umudumuzu kaybettiğimiz anlarda kendimizce işaretler ararız. Bir Yumak Mutluluk dükkanının camında gördüğü afişte Carol için en büyüğü olmuş ve mucizeler dükkanımıza dahil olmuştur.
Herkesin mükemmel bir ailesi maaş garantisi olan işi ve ailelerimizin bahsettiği doğru düzgün arkadaşları olmayabilir. Alix Townsend işte bunların hepsinden yoksun kaç sıfır yenik olduğunu bile bilmeden hayata başlamıştır. Sosyal hizmet saatini doldurmak için geldiği mucizeler dükkanında kendini keşfedip hayatına farklı bir yön vermeyi başarabilecek midir?
 
Birbirinden farklı hayatları olan bu dört kadının hayatını 3saat gibi bir sürede elimden bırakmadan okudum. Kitabın dili çok akıcı ve bu yüzden sizi yormuyor. Carol için lütfen bu sefer olsun diye dua ederken  Jacqueline'dan gelinine bir şans vermesini bekledim. Sanki görünmez biriydim ve o dükkanda bende vardım.
 
 

 

Kitabı bulduğunuz anda okuma fırsatını kaçırmayın :)
Tanrının Unutulan Çocukları Kitap yorumunda görüşmek üzere :) 

29 Ağustos 2014 Cuma

Hazal'ın Seçtikleri #6

Selamlar,

Haftanın son gününden herkese sevgileer. Sonunda bu haftayıda bitiriyoruz. Umarım gününüz oldukça güzel geçiyordur. Ara ara yazdığım seçtiklerim yazısına bugünde devam ediyorum. Sizin için en sevdiğim film, müzik ve kitaplardan bir liste yapıyorum. Umarım beğenerek okuyorsunuzdur.

Bu konuya sadece film, müzik gibi konular değilde makyaj ürünlerini eklemek gibi bir düşüncem var. Bakalım ilerleyen günlerde karşınıza çıkabilir.

 
Kitap
1) Peter Pan Ölmeli

Peter Pan Ölmeli

Tanıtım Bülteni
 
John Verdon'un şimdiye dek yazdığı bu en şaşırtıcı romanında, her olayı bulmaca çözer gibi ele alan Dave Gurney, polisin belirttiği şekilde işlenmesi imkansız olan bir cinayeti sıra dışı dehasıyla çözebilecek mi…
 
Varlıklı bir işadamı, annesinin cenazesinde suikasta kurban gitmiştir. Suçlu bulunan karısı tutuklanır ve ömür boyu hapse mahkum edilir. Onun masum olduğuna inanan sürgündeki dedektif Hardwick, bu esrarı çözebilecek tek kişinin, Dahi Dedektif DaveGurney'in kapısını çalar.
Suikastçının, bulunduğu noktadan hedefi vurabilmesinin imkansızlığı sadece Gurney'in dikkat edebileceği küçük bir ayrıntıydı.
Gurney, soruşturma için delilleri toplamaya başladıkça birbiri ardına tuhaflıklar olduğunu fark eder ve çok geçmeden tehlikeli bir adamın, sonucunda sadece ölüm olan şeytani hamleleriyle karşı karşıya kalır. Bu adamla alay eden herkes, bir gün ansızın ortadan kaybolmuş, kendilerinden bir daha hiç haber alınamamıştır. Öldürürken hep aynı şarkıyı mırıldanan, dünyanın en azılı tetikçisi, çocuk görünümlü olduğu için "Peter Pan" denilen sihirbaz bir cani.
 
"Dehşet verici bir olay ve çatallı yol ayrımında bir dedektif. Kesinlikle başarılı bir kombinasyon."
-New York Daily News-
 
"SherlockHolmes gibi Gurney de gerçeğe o derece susamış, hassas ve mantıklı."
-New York Times-
 
"John Verdon gizemli bir olayın akıl almaz örgüsünü işlerken hikayenin en beklenmedik anında ortaya çıkıveren, şeytani bir kurnazlığa sahip."
-Washington Post-
(Tanıtım Bülteninden)
 
Film
2) Hobbit - Beklenmedik Yolculuk

Hobbit: An Unexpected Journey - Hobbit: Beklenmedik Yolculuk
 
Tanıtım Bülteninden
J.R.R Tolkien'in akıllardan çıkmayan başyapıtı The Hobbit'ten uyarlanan üçlemenin ilk filmi, Hobbit: Beklenmedik Yolculuk, kayıp Erebor Cüce Krallığı'nı korkutucu Ejderha Smaug'un elinden kurtarmak için, Gandalf ve Thorin Meşekalkan önderliğindeki 13 cüceyle birlikte efsanevi bir yolculuğa çıkan Bilgo Baggins'in hikayesini anlatıyor. Yolculuk onları Goblinler, Orklar, ölümcül Warglar ve Ölümbüyücüsü olarak bilinen gizemli yaratık tarafından işgal edilmiş tehlikeli topraklara sürüklüyor. Yolculukları sırasında, mütevazi Bilbo Baggins, kendisini bile şaşırtan bir cesaret ve beceri sergilerken, Orta Dünya'nın kaderini değiştirebilecek "kıymetli" yüzüğü ele geçirir.
 
Müzik
3) Duman - Darmaduman
 
Darmaduman
 
Albüm İçeriği
 
Seviyorsan İnanıyorsan
Eyvallah
Deli
Yürek
Köpekler
Akıbet
Saldır
Kolay değildir
Gönül İster
Gözleri Kanlı
Öyle Dertli
Melankoli
Sınana Sınana 

22 Ağustos 2014 Cuma

Delirtici Düşlerin Dexteri - Jeff Lindsay

Selamlaaar :)

Uzun süredir sizlere kitap yorumu yapmadığımı farkettim. Bu durum kitap okumadığım anlamına gelmiyor.

Yaklaşık iki hafta önce bitirdiğim tanımaktan çok memnun olduğum Dexter Morgan ile tanıştınız mı ?

Cinayetlerin efendisi olarak görüyorum artık sevgili Dexter Morgan'ı çünkü kusursuz işlenen ve  düşündüren bu kitaba çok bayıldım been :) Okumayan kalmamalı ya da hepiniz okudunuz ben geride kaldım bu bile olabilir yani. :))

Hem vicdanlı, hem cani hem de normal bir insan tüm bunların hepsi olan Dexter siz de merak uyandırmadı mı ?




Tanıtım Bülteninden

O çekici bir canavar... Ölümü hatırlatan bir kahraman... Sadece kötü adamları öldüren bir katil... Dexter Morgan ile tanışın. Müdavimi olacaksınız... Dexter Morgan bir seri katil. Dexter' la empati kurmakta zorlanmayacaksınız çünkü Dex samimiyetle, hiç gocunmadan anlatıyor. İlgilendiği ölümü hak edilir kılarken avlarını öldürmeyi hoş görülebilir bir vazifeye dönüştürüyor. Dexter Morgan, kuzu postuna bürünmüş kibar bir kurt. Kanın sindirdiği bir canavar o.
Vicdan sahibi bir seri katil olan Dexter Morgan hakkında karanlık, derin ve günahkâr bir roman bu. Lindsay'in hikâyesi cüretkâr ve beklenmedik derecede mizahi."
-USA Today
Şeytan bilimiyle uğraşanların artık korkak ve zorba, yeni bir sevgilisi var."
-Janet Maslin, New York Times

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Kinyas Kartal - aşk büyük harfle biteR


Merhabalar arkadaşlar,

Bir kaç ay önce bumerang tarafından gönderilen bu kitabı sizlere tanıtmak istiyorum. Senin için nasıl ilerledi derseniz, bitirdim fakat diğer kitaplara göre biraz yavaş oldu diyebilirim. Ama bu kesinlikle kötü anlamına gelmiyor. Yazar'ın ellerine sağlık :)

aşk büyük harfle biteR

Aşkın imlası farklıdıR
Ben kendimi sende sevdim..
sende alıştım keskinliklerime..
sende sadeleştim.. sende devindim..
sende duruldum..
sende büyüdüm.. sende sevdim gece geç
uyuyup, sabah erken uyanmayı..
yeşili mesela.. bir sokak köpeğini..
kar kenarında bir bank mevsiminde oturmayı..

ben kendimi sende sevdim..
kaybetmiştim aslında..
sende öğrendim, dünyanın sevilebilir
yanları olduğunu..
kelimelerin harflerden değil, yüzlerden
oluştuğunu..

ve şimdi gidiyorsun..
bana kalan sen kokan cümleler..
teselli etmeye çalışırken kelimeleri..
anladım sevgili..

aşk büyük harfle biteR
 

Yazar Hakkında
Kinyas Kartal 15 Şubat 1982’de Van’da doğdu. Van’da başladığı ilköğrenimini Ankara’da tamamladı. Ortaokul ve liseyi Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’nde bitirdikten sonra 2000 yılında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde üniversite eğitimine başladı. 2007’de Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda Hacettepe Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümü’ne girmeye hak kazandı. 2013’te genel cerrahi ihtisasını tamamladı. Halen İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı olarak görev yapmaktadır.İlk yazılarını lise yıllarında arkadaşlarıyla çıkardıkları ve bir öğrenci dergisi olan ADA’da yayımladı. 2006 yılından günümüze kadar www.knys.org adresindeki blogunda yazmaya devam etmektedir. Aşk Büyük Harfle Biter yazarın ilk kitabıdır.Kinyas Kartal, eski Van milletvekili Nadir Kartal’ın oğlu ve ismini aldığı, en yaşlı üye sıfatıyla Meclis Başkanlığı yapmış olan Kinyas Kartal’ın torunudur.

18 Temmuz 2014 Cuma

Providence Üçlemesi 1-2

Merhabalar,

Güzel birgünden selam ederim dostlar. Değişik giriş yapmaktan çok hoşlanıyorum :))

Bir hayli zaman önce sevgili Geveze Kitap Kurdu'nun Büyük çekilişini kazanmıştım. Ona çok teşekkür ediyorum, tekrar, tekrar.Gerçekten büyüktü ve kitaplarla alakalı bir çekiliş oldu. Çok istediğimden olmalı ki çekilişin kazananı ben oldum.

Instagramdan beni takip ediyorsanız kitapları görmüş olmanız gerekir.


Tam çıkmamış olsa da kitaplarımın bir kısmı böyle okudukça tüm kitaplarımı sizlerle tanıştırıyor olacağım. Öncelikle başlayıp sevdiğim bir seriden bahsedelim sizlerle. Araf - Cehennem ve Cennet üçlemesinden oluşan Providence üçlemesi. Ben Araf ve Cehennem'i okudum. Sırada ilk alacağım kitap Cennet olacak merak ediyorum. Biraz fantastik bir kitap pek böyle kitaplar okumam ama bu benim ayıbım tabii ki :))

Ben fantastik kitap okuyanlar için Providence serisini tavsiye ederim. Sürükleyici ve merak uyandırıcı olması sizi kendi dünyasına çekmeye yetiyor bence..


ARAF 
şığın olduğu yerde, karanlık da vardır.

Nina, babasının ölümüyle kendisini Providence'ta varlığından hiç haberdar olmadığı bambaşka bir dünyanın içinde bulur. Babasının cenazesinin olduğu gün otobüs durağında tesadüfen karşılaştığına inandığı çekici, karşı konulamaz Jared ile yakınlaşmasıysa Nina'nın hayatını tamamen altüst eder.

Jared ile Nina'nın birbirlerine âşık olmaları işleri tamamen zora sokar. Jared, Nina'yı sadece babasının düşmanları olan insanlardan değil, kendi soyundan olan yarı meleklerle Cehennem'deki Şeytanlar'dan da korumak zorunda kalır. Jared ile Nina'nın birlikte olabilmek için kaderlerine karşı gelip düşmanlarını alt etmeleri gerekir.

Tatlı Bela ve Ayaklı Bela romanlarıyla olay yaratan Jamie McGuire, bu kez farklı bir seriyle karşımıza çıkıyor.

Providence üçlemesinin ilk romanı Araf, devamını merakla bekleyeceğiniz fantastik bir aşka sahne oluyor. 
(Tanıtım Bülteninden)


CEHENNEM 

Nina Grey, şeytanlarla yaptığı savaşın yaralarını yeni yeni sarıyordu. Geçmişte olanlar çok uzakta kalmış gibiydi. Hem okuluna devam ediyor hem de babasından kalan şirketin başına geçmek için hazırlanıyordu. Her şey normale dönmüştü, geceleri gördüğü kâbuslar dışında...

Nina ve nişanlısı Jared için bu kâbusların tek bir anlamı vardı: Yaklaşan tehlike ve Şeytanlarla yapılacak olası bir savaş… Tatlı Bela'nın yazarı Jamie McGuire, Providence üçlemesinin ikinci romanı Cehennem'de hem içinizi ısıtacak hem de tüylerinizi diken diken edecek!
(Tanıtım Bülteninden)

Sevgilerle kalın :*

10 Temmuz 2014 Perşembe

Kocan Kadar Konuş !

Selamlaaar

Bitirdiğim kitaplar arasından ilk yazmak istediğim kitap olan Kocan Kadar Konuş ile sizlere merhaba demek istiyorum. Aslında şu sıralar okuduğum tüm kitaplar istisnasız çok mükemmel. ! Diğer kitapları ve o kitapları benimle buluşturan arkadaşımı da unutmadım tabii ki daha sonraki bir yazımda detaylı olarak bahsedecegim ama buradan kendisine çok teşekkür ediyorum.

Sevgili Mehtap geçen buluşmamızda bana çok merak ettiğim ve onun okuyup çok beğendiği bu kitabı bana getirdi. Getirmesi ve bitmesi çok kısa süre aldı. Çok sürükleyici olan bu kitabı herkese tavsiye ediyorum.


İlk okuduğumda olayların hiç böyle olacağını tahmin etmemiştim. İlk defa okuduğum bir kitapta merak duygum yok aksine gülme duygusu oluşmuştu. Evet bayağı okuduğum her sayfada yok artık deyip bir kahkaha patlatıyordum. Hatta bir kaç sayfada gerçekten aşırı güldüm. Buradan kitabın yazarına sesleniyorum. Ne güzel kafadaymışsın sen ! Ne güzel yazmışsın öyle. Ben bu kitabı gerçekten herkese tavsiye ediyorum. Okuyun zaten kısa sürecektir.

Tanıtım Bülteni

"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…